Polonya ve Almanya Baltık Denizi'nde rüzgar enerjisi iş birliğini büyütüyor
- Berlin'deki Alman-Polonya Enerji Dönüşümü Forumu'nda enerji güvenliği, altyapı yatırımları ve sınır ötesi iş birliği öne çıktı.
- Polonya ve Almanya, Baltık Denizi'ndeki deniz üstü rüzgar enerjisi yatırımlarını artırarak bölgeyi Avrupa'nın yeni enerji merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor.
Rusya-Ukrayna savaşı, Ortadoğu'daki enerji arz riskleri ve Baltık'ta artan hibrit tehditler nedeniyle enerji güvenliğini öncelik haline getiren Polonya ve Almanya, Baltık Denizi'ndeki offshore rüzgar enerjisi projelerine hız verdi.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleEuronews Türkçe'de yer alan habere göre, Polonya, ilk deniz üstü rüzgar santralini 2026'nın ikinci yarısında devreye almayı planlarken, Almanya mevcut kapasitesini artırmak ve sınır ötesi enerji bağlantılarını güçlendirmek için yeni projeler üzerinde çalışıyor.
Forumda, Baltık bölgesinde entegre bir enerji piyasasının oluşturulması, Bornholm Energy Island projesi ile yeni deniz altı elektrik bağlantılarının geliştirilmesi ve bölgenin enerji bağımsızlığının artırılması hedefleri öne çıktı.
Polonya Büyükelçisi: 'İyi bir kriz boşa harcanmamalı'
Polonya'nın Almanya Büyükelçisi Jan Tombiński, “İyi bir kriz boşa harcanmamalı,” dedi.
Tombiński, güçlü bir mesaj taşıyan bir Çin atasözüne atıfta bulunarak her krizin aynı zamanda bir fırsat sunduğunu söyledi.
Söz konusu fırsat, salı günü Berlin'de düzenlenen 4. Alman-Polonya Enerji Dönüşümü Forumu'nun da ana gündem maddelerinden biri oldu. Almanya ve Polonya'dan diplomatlar ile iş dünyası temsilcileri, ortaya çıkan yeni zorluklara yönelik ortak çözümleri değerlendirmek üzere Polonya Büyükelçiliği'nde bir araya geldi.
Tombiński'ye göre Polonya, Almanya için artık ABD'den bile önemli bir ticaret ortağı. İki ülkenin ekonomileri birbirine sıkı sıkıya bağlı. Offshore enerji alanında Almanya ile Polonya'nın yakın iş birliği, tüm Avrupa'nın enerji alanında daha egemen bir konuma gelmesi için büyük fırsatlar sunuyor.
Bu iş birliğinin sahnesi Baltık Denizi. Ancak Almanya, şu ana kadar burada denizüstü tesislerin geliştirilmesinde ağır davranıyor ve sınır ötesi iş birliğiyle enerji sektöründe daha fazla bağımsızlık elde etme şansını kaçırma riski taşıyor.
Varşova da geçmişte enerji ithalatına aşırı bağımlı hale geldiğini kabul ediyor. Ulusal Enerji Tasarrufu Ajansı (KAPE) Başkanı ve Genel Müdürü Jacek Kostrzewa, “Kendimizi bu duruma biz soktuk, buradan yine bizim çıkmamız gerekiyor,” diyor.
Polonya ekonomisi büyüme yolunda. Birçok büyük Avrupa ekonomisi durgunluk yaşarken, ülke yıllardır AB ortalamasının belirgin üzerinde büyüyor. 2026 için reel gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 3,3 ile 3,5 arasında artması bekleniyor.
Polonya stratejisi nasıl işliyor?
Polonya Enerji Bakanlığı Müsteşarı Konrad Wojnarowski, Polonya'nın stratejisinin nasıl işlediğini şöyle anlatıyor: Rusya artık güvenilir bir ortak değil, Orta Doğu'da da savaş hüküm sürüyor. Bu nedenle Polonya, “enerji kaynaklarında çeşitliliğe” oynuyor. Bir yanda kara ve denizüstü rüzgâr enerjisi geliştirilmeye devam edecek, diğer yanda enerji depolama kapasitesi artırılacak. Bununla paralel olarak Polonya nükleer enerjiye yatırımını sürdürecek.
Zayıf bir hazırlığın maliyeti ise çok ağır. Wojnarowski'nin hesaplarına göre Polonya'da geniş çaplı bir elektrik kesintisinin ülkeye maliyeti günde 9,5 milyar euroya ulaşıyor. Bu yüzden Polonya'nın yolu, “Rusya'ya mümkün olduğunca az bağımlılık” şeklinde özetleniyor.
Polonya, rüzgâr enerjisinin geliştirilmesini büyük bir hızla sürdürüyor. Ülkedeki kurulu kara rüzgâr gücü, 2000 megavat sınırını yıllar önce geride bıraktı. Bugün kara rüzgâr santrallerinin kurulu gücü 11 gigavatın (11 bin megavat) üzerinde. Bu da yılda yaklaşık 7 ila 10 milyon hanenin elektrik tüketimine denk geliyor.
Polonya'nın ilk denizüstü rüzgâr çiftliği şimdiden aktif inşaat aşamasında ve 2026 yılının ikinci yarısında tamamen devreye alınması planlanıyor.
Peki Avrupa hangi yöne gidecek?
Polonya Yenilenebilir ve Dağıtık Enerjiler Ticaret Odası (PIGEOR) Başkan Yardımcısı ve EnercoNet Denetim Kurulu Başkanı Piotr Wiśniewski, “Sınır ötesi iş birliği son derece önemli," diyor
“Doğru bir altyapıya ihtiyacımız var; 20 yıl sonra bu sistem çok iyi işleyecek,” diye ekliyor.
Almanya, Baltık Denizi'nde offshore rüzgâr alanında, Kuzey Denizi'ndeki faaliyetlerine kıyasla çok daha sınırlı ölçekte varlık gösteriyor. Baltic 1 Offshore Wind Farm ve Baltic 2 Offshore Wind Farm rüzgâr santralleri, Mecklenburg-Vorpommern açıklarında yer alıyor. Ürettikleri elektriği Alman şebekesine veriyorlar ancak bölgedeki genel tabloya bakıldığında, hâlâ nispeten sınırlı bir kapasitenin parçası olarak kalıyorlar.
Buna karşılık Polonya, Baltık bölgesinde kurulu gücünü çok daha dinamik biçimde artırıyor ve kapasitesini hızla büyütüyor. Baltic Power'ın yanı sıra Baltic 3 ve Baltic 9+ projeleri de geliştirme aşamasında. Alman şirketler ise burada daha çok tedarikçi ve geliştirici rolü üstleniyor.
Almanya Enerji ve Su Endüstrileri Birliği'nde (BDEW) Strateji ve Politika Danışmanı olan Dr. Elmar Stracke de bunu doğruluyor: Almanya'da denizüstü rüzgâr projeleri zorluklarla karşılaşıyor. “Polonya'da işler bizden daha iyi gidiyor.”
Stracke'ye göre Almanya'nın, belirlenen alan hedeflerini gözden geçirip iyileştirmesi ve daha verimli hale gelmesi gerekiyor.
Stracke'nin altını çizdiği nokta şu: Gelecek ne Almanya'da ne de Polonya'da, açık denizlerde; yani Baltık ve Kuzey Denizi'nde yatıyor. “Faaliyet alanımız kıyı şeridi değil, denizin kendisi” diyor. Bunun için önce enerji sistemine ilişkin altyapının tamamlanması gerektiğini vurguluyor. “Enerji sistemindeki altyapı, bizi raydan çıkaramayacak şekilde tasarlanmalı.”
Baltık'taki hibrit tehditler: Sorumluluk almak
Ancak Baltık Denizi yalnızca fırsatlar değil, ciddi meydan okumalar da barındırıyor. Zira bölge, hibrit tehditlerin odak noktalarından birine dönüşmüş durumda. Rusya, kritik Batı altyapısını hedef almak ve Avrupa'daki Ukrayna destekçileri üzerindeki siyasi baskıyı artırmak için kasıtlı olarak sinyal bozma, sabotaj ve provokasyon yöntemlerine başvuruyor.
Telekomünikasyon ve veri iletimine hizmet eden deniz altı kabloları ile doğalgaz boru hatları sürekli tehdit altında. Baltık üzerindeki artan sinyal bozma faaliyetleri, gemi ve uçakların seyrüsefer sistemlerini manipüle ediyor.
Wojnarowski bu duruma net bir yanıt veriyor; askeri ve enerji alanında sorumluluk üstlenmek gerektiğini söylüyor.
Polonya, Avrupa'nın SAFE (Security Action for Europe) adlı savunma kredi programından en fazla pay alan ülke. Bu sayede ülke, silahlı kuvvetlerini kapsamlı biçimde modernize ederken, Baltık'ın güvenliğine de hizmet eden savunma sanayisini güçlendiriyor.
Almanya Baltık'ın potansiyelinden yararlanabilecek mi?
Şebeke işletmecisi 50Hertz Transmission şirketinin Operasyon Direktörü (COO) Dr. Dirk Biermann, Baltık Denizi'nin potansiyelinden daha fazla yararlanmayı kendilerini bir görev olarak gördüklerini vurguluyor. Şirket, Almanya'nın kuzeydoğusundaki yüksek gerilim iletim şebekesini işletiyor. Biermann, bölgenin şu ana kadar sınırlı kalan imkânlarını değerlendirmek için “yoğun biçimde çalıştıklarını” söylüyor.
Avrupa Komisyonu, 2019 verilerine göre Baltık'a kıyısı olan tüm AB ülkeleri için bölgedeki teknik offshore rüzgâr potansiyelini 90 gigavattan fazla olarak hesaplıyor.
Bu girişim, gelecek hafta 35'inci yılını kutlayacak olan Alman-Polonya Komşuluk Antlaşması'nın da ruhuna uygun; iş birliğinin geleceği için iyi bir işaret olarak görülüyor.
Şimdiden, bu gelişimi ileri taşımayı hedefleyen çok sayıda proje planlama aşamasında. Bunların başında, Baltık bölgesinde merkezi bir denizüstü enerji merkezi olarak tasarlanan Bornholm Energy Island konsepti geliyor.
Bunlara ek olarak, Baltık bölgesinde planlanan çeşitli sınır ötesi deniz altı kabloları, denizüstü rüzgâr santrallerini Almanya, Danimarka, Polonya ve Baltık ülkelerinin elektrik şebekelerine bağlayarak ülkeler arasında rüzgâr elektriği alışverişini mümkün kılacak.
Litvanya, Letonya ve Almanya arasında ortak bir deniz altı kablo bağlantısı da planlanıyor; söz konusu proje “Baltic-German PowerLink” adıyla anılıyor. Kablo, Baltık bölgesinde sınır ötesi elektrik ticaretini güçlendirmeyi ve 2 gigavata kadar denizüstü rüzgâr kapasitesinin sisteme entegrasyonunu sağlamayı hedefliyor.
Genel eğilim, daha fazla çeşitlendirme ve dayanıklılık yönünde. Baltık bölgesinde daha sıkı entegre, ortak bir enerji piyasasına doğru ilerleniyor.




