'Devasa stratejik hata': Netanyahu'nun İran projesi çöktü, hezimet tartışmaları büyüyor
- ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile imzaladığı geçici anlaşma, İsrail siyasetinde deprem etkisi yarattı. Financial Times'ta Neri Zilber imzasıyla yayımlanan analize göre, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun yıllardır hedeflediği İran stratejisi çökerken, Trump ile arasındaki ittifak da ciddi şekilde sarsıldı.
ABD ile İran arasında yaklaşık dört ay süren savaşın ardından varılan mutabakat, en büyük siyasi faturayı İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'ya çıkarmış olabilir.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleFinancial Times yazarı Neri Zilber tarafından kaleme alınan kapsamlı analizde, savaşın sonunda ortaya çıkan tablonun Netanyahu'nun beklentilerinden çok uzak olduğu ve İsrail'de giderek büyüyen bir "stratejik başarısızlık" tartışmasına yol açtığı vurgulanıyor.
Netanyahu'nun onlarca yıllık hedefi ters tepti
İsrail'de birçok siyasetçi ve güvenlik yetkilisi, ABD'nin İran'a karşı doğrudan savaşa girmesini yıllardır Netanyahu'nun en büyük stratejik hedeflerinden biri olarak görüyordu.
Nitekim Trump'ın ikinci başkanlık döneminde iki lider arasındaki yakın ilişki dikkat çekmiş, savaş öncesinde Netanyahu ile Trump yedi kez yüz yüze görüşmüştü.
Ancak savaşın sonunda ortaya çıkan anlaşma, İsrail'in temel taleplerinin büyük bölümünü dışarıda bıraktı.
Anlaşmada İran'ın balistik füze programına ilişkin herhangi bir hüküm yer almazken, Tahran'ın bölgedeki vekil güçlerine verdiği destek de metinde yer bulmadı.
İsrail'in en büyük rahatsızlığı: İran rejimi ayakta kaldı
İsrailli yetkililer açısından en önemli hayal kırıklığı ise İran rejiminin varlığını sürdürmesi oldu.
Savaş sırasında ağır kayıplar veren İran'ın nükleer programı tamamen ortadan kaldırılamadı. Ayrıca İran'ın elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin bağlayıcı bir düzenleme de anlaşmada bulunmuyor.
Buna karşılık Tahran yönetiminin petrol satışı konusunda muafiyetler elde etmesi, dondurulmuş varlıklarına erişim sağlaması ve yaptırımların kaldırılması ihtimali İsrail'de ciddi rahatsızlık yaratıyor.
Financial Times'a konuşan eski bir üst düzey İsrailli yetkili, "Savaştan önceki tabloyla kıyaslandığında bugün durum daha kötü görünüyor" değerlendirmesinde bulundu.
Trump ile Netanyahu arasında soğuk rüzgarlar
Analize göre savaşın ardından en dikkat çekici gelişmelerden biri de Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkilerin bozulması oldu.
Son haftalarda Trump'ın Netanyahu için sert ifadeler kullandığı ve İran anlaşmasının ardından İsrail'in eleştirilerine tepki gösterdiği belirtiliyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance da İsrailli aşırı sağcı bakanların anlaşmaya yönelik eleştirilerini sert sözlerle hedef aldı.
Vance, "İsrail hükümetinde olsaydım elimde kalan tek güçlü müttefike saldırmazdım" ifadelerini kullandı.
İsrail kamuoyunda Trump desteği eriyor
Trump uzun yıllardır İsrail kamuoyunda en popüler Amerikan liderlerinden biri olarak görülüyordu. Ancak son gelişmeler bu tabloyu değiştirmiş durumda.
Financial Times'ın aktardığı kamuoyu araştırmasına göre İsraillilerin yalnızca yüzde 13'ü artık Trump'ın İsrail'in çıkarlarını koruyacağına inanıyor.
Bu oran, savaş öncesine göre dramatik bir düşüşe işaret ediyor.
Netanyahu seçim öncesi baskı altında
Analize göre İran savaşı, Netanyahu'nun siyasi geleceği açısından da risk yaratıyor.
Son anketlerde Netanyahu'nun lideri olduğu Likud ve sağ blokun muhalefetin gerisinde kaldığı belirtiliyor.
Ekim ayında yapılması beklenen seçimler öncesinde Netanyahu'nun seçmenlere anlatması gereken zor bir tablo ortaya çıktı. İsrail'de yapılan son araştırmalarda halkın yalnızca yüzde 11'i ülkenin savaşı kazandığını düşünüyor.
Siyasi stratejist Nadav Shtrauchler, "Seçim yarın yapılsa Netanyahu ciddi sorun yaşardı" değerlendirmesinde bulundu.
"Askeri güç her sorunu çözmedi"
Analizde görüşlerine yer verilen uzmanlar, İsrail'in 7 Ekim sonrası dönemde benimsediği güvenlik stratejisinin sınırlarına ulaştığını savunuyor.
Rand Corporation uzmanı Shira Efron'a göre İsrail'in yaklaşımı, "güçle çözülemeyen her şeyin daha fazla güç kullanılarak çözülebileceği" varsayımına dayanıyordu.
Ancak İran savaşı, yalnızca askeri araçlara dayalı stratejilerin kalıcı sonuç üretmekte zorlandığını gösterdi.
Bölgesel dengeler değişiyor
Financial Times analizine göre savaşın ardından ortaya çıkan yeni denklem yalnızca İsrail'i değil tüm bölgeyi etkiliyor.
Körfez ülkeleri İran ile gerilimi düşürmeye çalışırken, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri angajmanını azaltma eğilimi güçleniyor. Buna karşılık İran hem ekonomik kazanımlar elde ediyor hem de Hürmüz Boğazı gibi stratejik alanlardaki etkisini daha görünür hale getiriyor.
Eski ABD Büyükelçisi ve güvenlik uzmanı Dan Shapiro ise yaşananları "devasa bir stratejik hata" olarak nitelendirerek şu değerlendirmeyi yaptı:
"7 Ekim sonrası dönemin en önemli dersi şu olabilir: Ortadoğu'da artık kimse için 'işi tamamen bitirmek' diye bir şey yok."



