Hakan Aran: "Bir an evvel sürdürülebilir büyüme döngüsüne geçilmeli"
- İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, kredi genişlemesine yönelik kısıtlamaların reel sektörde etkisini artırdığını belirterek KOBİ’lerin ciddi bir krediye erişim sorunu içinde olduğunu söyledi. Aran, mevcut koşulların devam etmesi halinde oldukça sıkışık bir ikinci altı ayın beklendiğini dile getirdi.
- Programın tanıtımı kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, enflasyonla mücadele programının odağının enflasyonun düşürülmesi ve sürdürülebilir biçimde tek haneli seviyelere indirilmesi olduğunu söyledi. Aran, bu sürecin ekonomi, sanayi ve KOBİ’ler açısından zorlu bir döneme işaret ettiğini belirtti.
- İstanbul Sanayi Odası Stratejik Dönüşüm Merkezi (SDM) bünyesinde, Türkiye İş Bankası desteğiyle “Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı” başlatıldı. Aran'ın ardından söz alan İSO Başkanı Bahçıvan, operasyonel dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, değer odaklı büyüme ve servisleşme, insan kaynağı dönüşümü ile jeostratejik gelişmelere uyum olmak üzere beş temel dönüşüm alanı tanımlandığını söyledi.
Hakan Aran, kredi genişlemesinde önemli kısıtlamalar bulunduğunu ve KOBİ’lerin ciddi bir krediye erişim sorunu yaşadığını söyledi.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekleİstanbul Sanayi Odası (İSO) ve Türkiye İş Bankası, KOBİ’lerin dijitalleşme, verimlilik artışı ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda “Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı”nı hayata geçirdi.
Programın tanıtımı kapsamında düzenlenen basın toplantısında dezenflasyon programına ilişkin değerlendirmelerini sunan Aran, dezenflasyon programının reel sektör üzerindeki etkilerinin son bir yılda şiddetlenerek sürdüğünü belirtti. Aran, "Programın devam ettiğini düşünürsek oldukça sıkışık bir ikinci 6 ay bizi bekliyor" ifadelerini kullanırken program kapsamında finansal güçlüklere dayanabilen KOBİ’lerin ise sonraki süreçte daha güçlü çıkacaklarını belirtti.
Program uzadıkça sistemde ayakta kalması gereken oyuncuların da etkilenebileceğini ve bu nedenle dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Aran ayrıca, batışların ise sistematik bir hale dönüşmediği sürece sağlıklı bir eleme olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
"Sevimli yanı olmayan zorlayıcı program"
"Enflasyonla mücadele programında odak, enflasyonun düşürülmesi ve enflasyonun sürdürülebilir şekilde tek haneli noktalara getirilmesidir" diyen Aran, bunun Türkiye için de ekonomi için de sanayici için de sevimli yanı olmayan, oldukça zorlayıcı bir program olduğunu kaydetti.
Aran sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu programın başarıya ulaşıp ulaşmadığını, yolunda gidip gitmediğini gösteren öncü göstergeler, adeta programın karnesi niteliğindedir. Sanayicinin şikayet ettiği konular; ülke büyümesinin potansiyel büyümenin altında kalması, istihdamda işsizlik oranının artması, ekonomide talebin azalması ve talepte daralma yaşanmasıdır. Aslında bunlar, programın hedefe yaklaştığını ve enflasyonda artık düşüş beklentisinin oluşabileceğini gösteren gelişmelerdir.
Bazen ne yaptığımızın, amacımızın ne olduğunun ve sonrasında yaptıklarımızla karşılaştığımız sonuçlar arasındaki bağlantıyı kurmadan, ortaya çıkan sonuçları problem olarak adlandırıyoruz.
Gerçekçi olmak gerekirse, enflasyonla mücadele programı bedeli yüksek olan, bu tarz sonuçları doğuran ve tüm sanayinin şikayet etmesine neden olan bir programdır. Hiç kolay değildir. Programa dair eleştiriler yükselirken ve söylemler sertleşirken, bunun arkasında yatan temel neden; enflasyonun düşürülmesi ve başarıya ulaşıldıktan sonra sürdürülebilir bir büyüme hikâyesi yazılabilmesi için çekilmesi, katlanılması gereken sancılı bir dönüşüm sürecinin yaşanıyor olmasıdır.
"Bir an evvel sürdürülebilir büyüme döngüsüne geçilmeli"
Bunu biraz dillendiriyor, biraz da görmezden geliyoruz. Programın uzamış olması da önemli bir etkendir. Üç yıllık bir programla başlanmıştı. Enflasyonun üç yılda tek haneye gelmesi hedefleniyordu. Ancak bugün üçüncü yıl dolmuş olmasına rağmen enflasyon hâlâ tek haneye değil, yüzde 30'lar seviyesindedir. Bu durum sanayiciyi, "Ben buna daha ne kadar katlanacağım? Başka tedbirler olamaz mı?" söylemine yöneltiyor.
Sonuç olarak, enflasyonla mücadele programının bir an evvel hedeflerine ulaşması ve sürdürülebilir büyüme döngüsüne geçilmesi gerekiyor. Bu süreç uzadıkça sıkıntılı alanlardaki sohbetlerimiz ve eleştirilerimiz de artacaktır. Programın bir an önce hedeflerine ulaşmasıyla birlikte söylemler arasındaki ayrılığın ve farklılığın da azalacağını düşünüyorum. Bana göre, tartışmalarda çoğu zaman söylenmeyen kısım da tam olarak budur."
İş Bankası ve İSO’dan KOBİ’lere yeni dönüşüm programı
İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve Türkiye İş Bankası, KOBİ’lerin dijitalleşme, verimlilik artışı ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda “Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı”nı hayata geçirdi.
Aran, İSO ve İş Bankası iş birliğiyle geliştirilen programın, KOBİ’lerin yalnızca verimlilik artışı sağlamasını değil, aynı zamanda üretimlerini hizmet modelleriyle genişletmesini hedeflediği ifade etti. Programın 3 pilot şirkette test edildiğini belirten Aran, bu şirketlerde ekipman verimliliğinde yüzde 30’a varan artış ve maliyetlerde yüzde 18’e kadar düşüş sağlandığı bildirdi.
Aran, programın arkasında güçlü bir ittifak yapısı bulunduğunu söyleyerek şöyle konuştu:
“Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alındığında bu tarz projeler daha önemli oluyor. Çok uzun bir süredir uygulanan sıkı para politikası kapsamında makroihtiyati tedbirlerle kredi genişlemesine önemli büyüme kısıtları getirilmiş durumda. Yatırım amaçlı krediler kısıttan muaf ama bu işletme sermayesi ihtiyacı ile yatırım altındaki her bileşen kısıtlardan muaf değil. Ciddi bir şekilde krediye erişim sorununun olduğu bu dönemde KOBİ’lerin hayatta kalma mücadelesi verdiği dönemde bırakın KOBİ’leri hayatta kalmayı uluslararası pazarlara açılma, küresel rekabette fark yaratacak kendi gelir modelini getirecek bir programdan bahsediyoruz.”
Aran, KOBİ’lerin teknolojik dönüşüm, yeşil dönüşüm boyutu, değer odaklı büyüme boyutu olduğu gibi hizmetleşme bacağını çok önemsediklerini kaydederek üretici şirketlerin bu ürettiklerini hizmete dönüştürebilmelerinin sağlanacağını vurguladı. KOBİ’lerin jeostrakejit problemlere karşı da dayanıklılık geliştirmesine yardımcı olacaklarını belirten Aran, uyguladıkları 3 pilot şirketin programla birlikte ekipman verimliliğinde yüzde 30 artış, maliyetlerde yüzde 18’e varan tasarruf elde ettiklerini dile getirdi. Aran, “İddialı bir program KOBİ’ler bunu uyguladıklarında verimlilik artışının yanına hisse fiyatına, şirket değerine, rekabet gücüne etki edecek kazanımlar ortaya çıkıyor. Program hazırlığında İSO halka arza hazırlıyor gibi bir yatırım bankası gibi destek veriyor. Bu danışmanlık sonrasında KOBİ’nin dönüşüm hikayesinde yatırım bütçesini uygun maliyetle İş Bankası karşılayacak” dedi.
Aran, programın imalat sanayindeki üretici şirketleri kapsadığını ve kredi kısıtlamalarına rağmen dönüşüm projelerinin önemli bir bölümünün finansmana erişebileceğini ifade etti. Aran programın, KOBİ’lerin küresel rekabet gücünü artırmaya yönelik bir yapı olarak tasarlandığı belirtti.
İSO-İş Bankası iş birliğiyle KOBİ buluşması
İstanbul Sanayi Odası Stratejik Dönüşüm Merkezi bünyesinde, Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle “Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı” hayata geçirildi. KOBİ’lerin dijitalleşme, verimlilik ve sürdürülebilir büyüme yolculuklarına rehberlik etmeyi amaçlayan programın lansman toplantısı İş Kuleleri'nde gerçekleştirildi.
Program kapsamında düzenlenen etkinlikte Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ile birlikte açılış konuşmaları yaptı.
Erdal Bahçıvan, konuşmasında sanayinin küresel ölçekte çok katmanlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Jeopolitik gelişmeler, korumacılık eğilimleri, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve iklim risklerinin iş dünyasının temel gündem başlıkları arasında yer aldığını ifade etti.
Bahçıvan, yaklaşık üç yıl önce kurulan İSO Stratejik Dönüşüm Merkezi’nin (SDM) bu dönüşüm sürecine rehberlik etmek amacıyla faaliyet yürüttüğünü aktardı. Merkez kapsamında operasyonel dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, değer odaklı büyüme ve servisleşme, insan kaynağı dönüşümü ve jeostratejik gelişmelere uyum olmak üzere beş ana dönüşüm alanı belirlendiğini kaydetti.
SDM KOBİ Dönüşüm Programı’nın özellikle kaynakları sınırlı işletmeler için dönüşüm yol haritaları oluşturmayı hedeflediğini belirten Bahçıvan, programın yalnızca ihtiyaç tespiti yapmakla sınırlı kalmadığını, bu ihtiyaçların uygulanabilir projelere dönüştürüldüğünü söyledi.
Programın ilk aşamasında Türkiye İş Bankası iş birliğiyle iki alana odaklanılacağı ifade edildi. Bunlar operasyonel dijital dönüşüm ile değer odaklı büyüme ve servisleşme olarak açıklandı. Operasyonel dijital dönüşümün üretim süreçlerinde verimlilik ve veri temelli yönetim kapasitesini artırmayı amaçladığı, değer odaklı büyüme yaklaşımının ise şirketlerin ürün etrafında yeni hizmet ve gelir modelleri geliştirmesine odaklandığı belirtildi.
Bahçıvan, programın Türk sanayisinin geleceğine yönelik stratejik bir adım niteliği taşıdığını ifade etti.



