Türkiye-AB ekonomik ortaklığında kritik zirve: II. EU-Türkiye Business Summit Brüksel’de toplanıyor
- Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, European Business Summit (EBS) iş birliğinde düzenlenecek “II. EU-Türkiye Business Summit” etkinliğini, “AB-Türkiye Ekonomik Ortaklığının Potansiyelini Ortaya Çıkarmak” mottosuyla 13 Ekim 2026 tarihinde Brüksel’in tarihi Egmont Sarayı’nda gerçekleştirecek.
DEİK ile Avrupa’nın en prestijli iş platformlarından biri olan European Business Summit (EBS) tarafından bu yıl ikinci kez gerçekleştirilecek Zirveye, T.C. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Avrupa Birliği Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Komiseri Maros Sefcovic, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Avrupa Birliği Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Yaprak Balkan, T.C. Belçika Büyükelçisi G. Barış Tantekin, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, EBS Genel Müdürü Arnaud Thysen, Büyükelçiler, üst düzey devlet temsilcileri, milletvekilleri, düşünce kuruluşları liderleri, küresel şirketlerin CEO’ları ve 500’ün üzerinde iş insanı katılacak. Ekonomik iş birliği ile Ticari Diplomasi arasında yeni köprüler kurulması amaçlanan Zirvede, AB ile Türkiye arasında derinleşen ekonomik ve stratejik ortaklığın yeni bir dönüm noktası temsil edilecek.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleOlpak: “Türkiye-AB ekonomik ortaklığını yeni küresel rekabet düzenine hazırlamalıyız”
II. EU-Türkiye Business Summit kapsamında açıklamada bulunan DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ilişkinin artık yalnızca ticaret hacmi üzerinden değil; rekabet gücü, üretim kapasitesi, yatırım, teknoloji, enerji ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Türkiye ve Avrupa Birliği, onlarca yılda oluşmuş güçlü ekonomik bağlara, yüksek düzeyde entegre üretim ve değer zincirlerine ve karşılıklı yatırımlara sahip iki önemli ekonomik ortak. AB, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olmaya devam ederken Türkiye de Avrupa ekonomisi açısından önemli bir üretim, yatırım ve pazar ortağı konumunda. Ancak bugün geldiğimiz noktada mevcut ilişkiyi korumakla yetinemeyiz. Dünyada ticaretin, üretimin ve yatırım kararlarının yeniden şekillendiği; rekabetçiliğin, ekonomik güvenliğin ve tedarik zincirlerinin giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu yeni dönemde Türkiye-AB ekonomik ortaklığını da daha iddialı, daha kapsayıcı ve geleceğe dönük bir zemine taşımamız gerektiğine inanıyoruz.”
Olpak, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin bu yeni dönemin en önemli başlıklarından biri olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:
“Yaklaşık 30 yıllık Gümrük Birliği, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik entegrasyonun en önemli kazanımlarından biri. Ancak bugünün ekonomisi 30 yıl öncesinin ekonomisi değil. Hizmetler, dijital ticaret, yeşil dönüşüm, sürdürülebilirlik ve yeni nesil değer zincirleri artık küresel ticaretin temel unsurları. Dolayısıyla Gümrük Birliği’nin güncellenmesini yalnızca mevcut sorunların çözümü olarak değil, Türkiye ve Avrupa’nın küresel rekabet gücünü birlikte artıracak stratejik bir adım olarak görüyoruz. İş dünyası olarak uzun süredir dile getirdiğimiz bu konuda artık diyaloğun ötesine geçerek somut ilerleme sağlanmasını önemsiyoruz.”
Türkiye’nin Avrupa’nın dönüşüm sürecinde güçlü bir ortak olabileceğini ifade eden Olpak, şunları söyledi:
“Avrupa bugün rekabet gücünü, enerji güvenliğini, sanayi kapasitesini ve stratejik dayanıklılığını nasıl güçlendireceğini tartışıyor. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, gelişmiş üretim kabiliyeti, yenilenebilir enerji potansiyeli, lojistik bağlantıları, girişimci özel sektörü ve Avrupa değer zincirleriyle mevcut entegrasyonu bu süreç açısından önemli fırsatlar sunuyor. Yeşil ve dijital dönüşümü, yani ikiz dönüşümü de bu nedenle yalnızca bir uyum süreci olarak değil, yeni yatırımların, teknoloji ortaklıklarının ve ortak üretim modellerinin geliştirilebileceği bir rekabetçilik alanı olarak görüyoruz. Türkiye ile AB’nin birbirini rakip değil, küresel rekabette birbirinin kapasitesini güçlendiren ortaklar olarak değerlendirmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Olpak, ekonomik entegrasyonun insan hareketliliğiyle desteklenmesi gerektiğine de dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bütün bunları konuşurken iş dünyamızın hâlâ vize süreçlerinde yaşadığı sorunları gündeme getirmek zorunda kalmamız, ekonomik ortaklığımızın ulaştığı seviye ve hedeflediğimiz gelecek ile örtüşmüyor. Malların, sermayenin, teknolojinin ve yatırımların daha güçlü biçimde hareket etmesini istiyorsak, bu ilişkileri kuran insanların hareketliliğini de kolaylaştırmalıyız. İş insanlarının, öğrencilerin, akademisyenlerin ve profesyonellerin karşılıklı hareketliliğinin önündeki engellerin azaltılmasını önemsiyoruz. DEİK olarak hedefimiz, Türkiye-AB ilişkilerinde sorunları tekrar eden değil, ortak çıkarlarımızı somut projelere, yatırımlara ve karşılıklı kazanımlara dönüştüren sonuç odaklı bir ekonomik gündemin güçlenmesine katkı sunmak. II. EU-Türkiye Business Summit’i de bu iradenin güçlü platformlarından biri olarak görüyoruz.”
Yalçındağ: Türkiye ve AB’nin daha güçlü entegrasyonu küresel ölçekte yeni bir güç merkezi yaratabilir
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlü bir zemine sahip olduğunu ancak mevcut potansiyelin henüz tam anlamıyla değerlendirilemediğini belirterek, “Türkiye ve Avrupa; üretimden ticarete, yatırımdan enerjiye, sanayiden teknolojiye kadar birbirine güçlü bağlarla bağlı iki ekonomik yapı. Bugün önümüzdeki temel mesele, bu güçlü zemini daha ileri bir entegrasyona dönüştürmek. Yaklaşık 600 milyonluk nüfusu ve 20 trilyon doları aşan toplam ekonomik büyüklüğüyle Türkiye ve AB’nin birlikte oluşturacağı yapı, küresel ölçekte güçlü bir çekim merkezi yaratabilir. Daha güçlü bir entegrasyonla bu ortaklığın yeni bir güç merkezi ve gerçek bir oyun kurucu haline gelebileceğine inanıyoruz” dedi.
Dünyada ekonomik ve jeopolitik dengelerin hızla değiştiğine dikkat çeken Yalçındağ, “Artık ticareti sanayiden, sanayiyi enerjiden, enerjiyi güvenlikten, güvenliği de teknolojiden ayrı düşünemiyoruz. Avrupa’nın üretim kapasitesini, rekabet gücünü ve stratejik dayanıklılığını artırması gerekiyor. Türkiye ise güçlü sanayi altyapısı, üretim kapasitesi, nitelikli insan kaynağı, lojistik bağlantıları ve stratejik konumuyla bu sürecin doğal ortaklarından biri. İhtiyacımız mevcut ilişkiyi korumak değil, değişen küresel koşullara göre daha ileri bir noktaya taşımak. Zirvemizde, Türkiye-AB ekonomik ortaklığının geleceğini doğrudan şekillendirecek başlıkları ele alacağız. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve yeni ticaret koşullarına uyarlanması; sanayi ve özellikle otomotiv iş birliği ile Avrupa’nın üretim kapasitesi ve rekabet gücünün artırılması; NATO ve Avrupa’nın güvenlik mimarisi ile Ankara Zirvesi sonrası gelişmeler; enerji iş birliği, arz güvenliği ve dayanıklılığın güçlendirilmesi; yapay zeka ve dijital alanda düzenlemelerden teknolojilerin ölçeklendirilmesine uzanan yeni iş birliği alanları gündemimizin temel unsurlarını oluşturacak. Türkiye, AB için daha fazlasını sunmaya hazır. Avrupa’nın rekabet gücünü, enerji güvenliğini, üretim kapasitesini ve stratejik dayanıklılığını güçlendirecek bir Türkiye-AB ortaklığı her iki taraf için de önemli kazanımlar yaratacaktır. İş dünyası olarak daha proaktif, daha iddialı ve sonuç odaklı bir yaklaşım gerektiğine inanıyoruz. Doğru adımları atabilirsek Türkiye ve Avrupa birlikte küresel ölçekte çok daha güçlü bir ekonomik ve stratejik hikaye yazabilir” dedi.
THY, Halkbank, Kibar, Sarten, Socar ve Trendyol sponsorluğunda, tüm gün sürecek Zirvede, paneller, fireside chat konseptli tartışmalar, özel oturumlar ve networking imkânları devam edecek.



