IMF: Küresel finansal istikrar riskleri arttı

PAYLAŞ
  • IMF, Ortadoğu’daki savaşın yarattığı enflasyonist baskılar üzerinden küresel finansal istikrar risklerini artırdığını ve bunun finansman piyasalarında sıkılaşmaya yol açabileceğini açıkladı.
  • Kurum, bu sürecin banka dışı finans kuruluşları, özel kredi piyasası ve yapay zekâ odaklı borçlular üzerinde baskı yaratabileceği uyarısında bulundu.
IMF: Küresel finansal istikrar riskleri arttı
Fotoğraf: iStock

Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) 6 ayda bir yayımladığı Küresel Finansal İstikrar Raporu’na göre, şubat ayından bu yana küresel hisse senedi piyasaları yüzde 8 gerilerken, enerji fiyatlarındaki artış ve yükselen enflasyon beklentileri nedeniyle devlet tahvili getirileri sert yükseldi. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte petrol fiyatlarında yaşanan sıçrama bu tabloyu hızlandırdı.

IMF, küresel finansal piyasaların yıla güçlü bir başlangıç yaptığını ancak bu olumlu ortamın, Ortadoğu'daki savaşla birlikte sınanmaya başladığını bildirdi.

Raporda, küresel finansal piyasaların yıla güçlü bir başlangıç yaptığına işaret edilerek, "Varlık fiyatları başlıca piyasalarda yükseldi, oynaklık sınırlı kaldı ve finansal koşullar tarihsel standartlara göre gevşekti. Bu olumlu ortam, Orta Doğu'daki savaşla birlikte sınanmaya başladı." değerlendirmesi yapıldı.

Piyasaların şu ana kadar şoku belirli ölçüde dayanıklılıkla karşıladığına değinilen raporda, varlık fiyatlarındaki düşüş kayda değer olsa da piyasa işleyişinin düzenli kaldığı kaydedildi.

Raporda, yine de bu dayanıklılığın yüzeysel olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanarak, "Aksine, bu durum tırmanma ve yatışma döngülerini, finansal sistemdeki yapısal iyileşmeleri ve kalıcı piyasa düşüşlerini tetikleyecek belirleyici olumsuz bir gelişmenin henüz yaşanmamış olmasını yansıtmaktadır." ifadesi kullanıldı.

"Olumsuz senaryolar henüz tam olarak fiyatlanmadı"

Küresel piyasaların çatışmalara hızlı tepki verdiğine dikkatin çekildiği raporda, hisse senedi fiyatlarının düştüğü, devlet tahvili faizlerinin yükseldiği ve artan enerji fiyatları ile yeniden yükselen enflasyon belirsizliğinin etkisiyle varlık sınıfları genelinde oynaklığın arttığı aktarıldı.

Raporda, "Finansal koşullar çatışmanın başlamasından bu yana sıkılaşmış olsa da geçmiş küresel kriz dönemlerinde görülen stres seviyelerinden hala uzakta. Önceki krizlerle kıyaslandığında önemli bir güvenlik marjı mevcut. Bununla birlikte, bugüne kadarki görece sınırlı düzeltme, piyasaların olumsuz senaryoları henüz tam olarak fiyatlamadığını da gösteriyor." ifadeleri kullanıldı.

Çatışmanın piyasalar üzerindeki temel etkisinin enflasyon beklentileri üzerinden gerçekleştiğinin altı çizilen raporda, artan enerji fiyatlarının, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde başa baş enflasyon oranlarını ve tahvil faizlerini yukarı çektiği, getiri eğrilerinin yataylaştığı ve kısa vadeli faizlerin uzun vadeli faizlere kıyasla daha hızlı yükseldiği belirtildi.

Raporda, kısa vadeli enflasyon riskleri belirgin şekilde artmışken para politikasının fiyat istikrarına odaklanmaya devam etmesi gerektiği vurgulandı.

Öte yandan raporda, savaş uzadıkça ekonomik büyüme ve iş gücü piyasaları üzerindeki olumsuz etkilerin arttığına değinildi.

Özel kredi piyasasındaki zorluklara işaret edildi

Raporda, artan tahvil faizlerinin kamu borcu risklerine yeniden odaklanılmasına yol açtığına işaret edilerek, birçok gelişmiş ekonominin bu döneme yüksek borç seviyeleri ve sınırlı mali alanla girdiği kaydedildi. Yatırımcı tabanındaki değişimin, devlet tahvili faizlerinin enflasyon şoklarına geçmişe kıyasla daha sert tepki vermesine neden olabileceği aktarıldı.

Gelişmekte olan piyasaların bu değişimlere daha duyarlı olduğuna dikkatin çekildiği raporda, "Son on yılda birçok ülkede dayanıklılık artmış olsa da yüksek dış finansman ihtiyacı olan veya yatırımcı tabanı oynak ülkelerde kırılganlıklar belirginliğini koruyor." değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, finansal istikrar açısından temel risklerin ilk şokun kendisinden değil, piyasa oynaklığını ve satış dalgalarını daha ciddi streslere dönüştürebilecek yayılma kanallarından kaynaklandığı ifade edildi.

Banka dışı finans sektörünün bazı bölümlerinde yüksek kaldıraç, hisse senedi piyasalarında artan yoğunlaşma ve tarihsel olarak düşük kredi spreadlerinin, ani zorunlu satışlar ve likidite sıkışıklıkları riskini artırdığı kaydedildi.

Özel kredi piyasasının özellikle dikkat edilmesi gereken bir alan olduğuna işaret edilen raporda, şöyle devam edildi:

"Doğrudan kredi verme faaliyetlerindeki hızlı büyüme, bu sektörün ekonomi ve finansal sistem içindeki önemini artırmıştır. Ancak şeffaflık eksikliği, değerleme uygulamaları, kısa vadeli fonlamanın uzun vadeli varlıklarla desteklenmesi ve artan temerrütler önemli zorluklar yaratmaktadır. Bu kırılganlıklar henüz olumsuz bir şokla test edilmemiş olsa da sistemin daha açık hale geldiğini göstermektedir."

"Politika yapıcıların görevi kırılganlıkları azaltmak"

Raporda, maliye politikasının, yüksek borç ve kalıcı bütçe açıkları nedeniyle sınırlı olduğuna değinilerek, buna karşın finansal istikrar politika alanlarının daha geniş olduğu vurgulandı.

Son aylarda stresin yokluğundan hareketle dayanıklılık çıkarımı yapılmaması gerektiği belirtilen raporda, "Yüksek varlık fiyatları, devam eden risk alma eğilimleri ve daha güçlü yayılma kanalları, piyasalar şu ana kadar düzenli uyum sağlamış olsa bile, risklerin aşağı yönlü olduğunu ortaya koymaktadır." ifadesi kullanıldı.

Raporda, "Bu nedenle politika yapıcıların görevi bir sonraki şoku tahmin etmek değil, kırılganlıkları azaltmak ve sistemin stresi büyütmeden absorbe edebilmesini sağlamaktır. Tekrarlayan arz şokları ve artan jeopolitik belirsizlik ortamında finansal istikrar kendiliğinden sağlanamaz, aktif biçimde korunmalıdır." değerlendirmesi yapıldı.

Kaynak: AA