Miras bekleyenleri şaşırtacak tablo: Baby Boomer kuşağının serveti eriyor!
ABD'de Baby Boomer kuşağının trilyonlarca dolarlık servetini gelecek nesillere aktaracağı beklentisi, hızla yükselen yaşlı bakım ve sağlık giderleri nedeniyle zayıflıyor.
Yaşlanan "Baby Boomer" kuşağının yıllarca biriktirdiği serveti, astronomik bakımevi ve sağlık masrafları karşısında hızla eriyor.
Zenginleşen neslin serveti torunlara geçmeden son yıllardaki yüksek bakım faturalarına gidiyor.
Ekonomistlerin nesiller arası en büyük servet transferi olarak nitelendirdiği ve Baby Boomer kuşağının torunlarına trilyonlarca dolar bırakacağını öngören pembe tablo, hızla yükselen yaşlı bakım maliyetleri nedeniyle karanlık bir gerçekliğe dönüşüyor.
Miras beklentisi bakım faturalarına takılıyor
Washington Post'un binlerce yaşlının mali durumunu inceleyen verilerine göre, ömrünün son yıllarındaki bakımevi ve demans gibi özel bakım masrafları ailelerin birikimlerini eriterek miras hayallerini tamamen yok ediyor. Uzun yıllar süren konut fiyatlarındaki artış ve borsa kazançlarıyla büyük bir varlık biriktiren bu kuşak, yaşlılığın getirdiği devasa faturalar karşısında çaresiz kalıyor.
Sağlık ve Emeklilik Çalışması verilerine göre, bakımevi masraflarını ödedikten sonra elinde hiçbir birikimi kalmayan yaşlıların oranı son yıllarda neredeyse iki katına çıkmış durumda. Yetişkin çocuklar, ebeveynlerinden miras almak bir yana, bakımevi faturalarını ve astronomik aylık giderleri karşılayabilmek adına kendi birikimlerini harcamak hatta aile yadigarı gayrimenkulleri satmak zorunda kalıyor.
Demans ve bakımevi maliyetleri serveti eritiyor
Özellikle Alzheimer ve demans gibi uzun süreli ve kapsamlı bakım gerektiren hastalıkların yedi yıllık bir süreçte 1 milyon dolara yaklaşan maliyeti, orta sınıf ailelerin ekonomik gücünü tamamen tüketiyor. CareScout verileri, destekli yaşam hizmetlerinin ücretlerinin son beş yılda enflasyonun çok üzerinde bir artış gösterdiğini ve özel oda fiyatlarının yıllık yüz yüz elli bin dolar seviyelerine ulaştığını ortaya koyuyor.
Roosevelt Enstitüsü uzmanı Jessica Forden, toplumun geniş bir kesiminin emeklilik birikimlerini tükettikten sonra geleceğe aktaracak hiçbir şeyinin kalmayacağını ve devasa miras transferinin yalnızca en zengin yüzde bir için geçerli olacağını vurguluyor.
Giderek düşen doğum oranları nedeniyle yaşlılara destek olacak çocuk sayısının azalması ve ailelerin coğrafi olarak farklı yerlere dağılması, profesyonel bakım hizmetlerini bir zorunluluk haline getiriyor.
Tıp dünyasındaki gelişmeler kronik hastalıklarla yaşam süresini uzatırken, bu durum yaşlıların bakım tesislerinde çok daha uzun yıllar kalmasına ve dolayısıyla harcamaların katlanarak artmasına yol açıyor.
Sektörel kriz ve derinleşen uçurum
Sektör temsilcileri ve ekonomistler, bebek patlaması kuşağının yaşlanmasıyla bakıcı talebinin zirve yaptığını ancak sektörde ciddi bir iş gücü açığı yaşandığını ifade ediyor.
Personel eksikliği yüzünden yükselen işçilik maliyetleri, tesislerin oda ve hizmet fiyatlarını rekor seviyelere çıkarmasına neden oluyor. Bu sert mali yük en çok düşük ve orta gelirli kesimi vururken, en yoksul grubun neredeyse yarısı hayatının son döneminde tüm mal varlığını kaybederek Medicaid gibi devlet yardımlarına muhtaç hale geliyor.
Birçok Amerikalı yaşlı, emekliliklerinde borçsuz ev sahibi olsalar dahi, gayrimenkullerini satarak elde ettikleri geliri bakımevlerinin fahiş faturalarına yatırmak zorunda kalıyor.
ABD genelinde uzun süreli bakım sistemine aktarılan kamusal kaynakların yetersizliği, hem nitelikli bakıcı bulunmasını zorlaştırıyor hem de ailelerin omuzlarındaki ekonomik yükü taşınamaz bir noktaya getiriyor.
Sonuç olarak, nesillerdir biriktirilen hane halkı serveti torunlara aktarılmak yerine özel yaşlı bakım sektörüne ve sağlık giderlerine akıyor.
Ekonomik uçurum daha da derinleşiyor
Yaşlanmanın faturası her geçen gün ağırlaşırken, ülkedeki zengin ve yoksul arasındaki ekonomik uçurum daha önce hiç olmadığı kadar derinleşmeye devam ediyor.
Baby Boomer kuşağı ne demektir?
Baby Boomer kuşağı, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından (1946–1964 yılları arasında) doğan jenerasyonu ifade eder.
Savaşın sona ermesiyle birlikte küresel çapta yaşanan barış ortamı, ekonomik toparlanma ve aile kurma isteğindeki patlama, doğum oranlarında devasa bir artışa yol açmış ve bu kuşak adını buradan almıştır.