İTO Başkanı Avdagiç'ten ithalat uyarısı: "İlk defa görüyoruz, sağlıklı bir gösterge değil"

PAYLAŞ
  • İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, 2024 ve 2025 yıllarında tüketim malları ithalatının ilk kez yatırım malları ithalatını geçtiğini belirterek, "Yatırım mallarının ithalatı hep bunun üstündeydi ve ilk defa bu denge ters oldu. Bu, aslında toplumsal olarak sağlıklı bir gösterge değil" uyarısında bulundu.
İTO Başkanı Avdagiç'ten ithalat uyarısı: "İlk defa görüyoruz, sağlıklı bir gösterge değil"
Fotoğraf: AA

Anadolu Ajansı İş Dünyası Haberleri Departmanı tarafından hayata geçirilen Yönetim Katı programına konuk olan İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Ortadoğu'da yaşanan gerilimin ve artan petrol fiyatlarının sadece Türkiye'yi değil, tüm dünyayı etkilediğini söyledi.

Avdagiç, bölgedeki gelişmeler sonucu ortaya çıkan değişikliklerin yakından takip edilerek politikaların buna uygun olarak hızlıca güncellenmesinin, Türkiye'ye büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi.

Özellikle 2023'ten sonra devreye giren ekonomik politikaya bağlı olarak döviz rezervlerinde önemli bir birikim sağlandığını vurgulayan Avdagiç, Türkiye'nin iç ve dış şoklara çok daha dayanıklı hale geldiğini, bu sayede enflasyonla mücadelede ciddi adım atıldığını belirtti.

Avdagiç, söz konusu başarının arkasında politika yapıcılar ile iş dünyasının bulunduğunu ve bu alanda büyük fedakarlık sergilendiğini anlatarak, sonraki süreçte kredi politikalarında veya finansmanla ilgili yapılacak iyileştirmelerle dış açığının tekrar azalacağı bir sürece girilebileceğini aktardı.

"İlk defa bu denge ters oldu"

Türkiye'nin enflasyonla mücadele sürecine ve ithal tüketimi artıran faktörlere de değinen Avdagiç, yatırıma katkı vermeyen tüketim malı ithalatını besleyen üç temel unsuru yüksek faiz getirisi, ticari kredi hacmindeki artışın tüketici kredilerindeki artıştan belirgin şekilde ayrışmaması ve baskılanmış döviz fiyatlarının ithalatı daha cazip hale getirmesi olarak sıralayarak, şu ifadeleri kullandı:

"Yatırıma katkı vermeyen ithal tüketimi besleyen bana göre üç önemli unsur var. Bir tanesi, mevduatta parası olanların elde ettiği yüksek faiz geliri bu gelir, çok ciddi bir yekun tutuyor. Bireylerin tasarruflarına bağlı olarak elde ettiği faiz geliri, altının değer kazanmasından çok daha büyük bir rakam ortaya çıkarıyor. İkinci konu, ticari kredi hacmindeki artışın tüketici kredilerindeki artıştan belirgin şekilde ayrışmaması. Enflasyon politikasına katkı vermesi anlamında kredilerle ilgili bazı kısıtlamalar uygulandığını biliyoruz. Üçüncü unsur, baskılanmış döviz fiyatı. Türkiye'de baskılanmış döviz fiyatından dolayı ithalat cazip hale geldiği için tüketimle ilgili ithal malların artışı yukarı doğru gitti. Orada bir artış yolunu görüyoruz. Hatta ilk defa şunu görüyoruz, 2024 ve 2025'te tüketim mallarının ithalatı, yatırım mallarının ithalatını geçti. Yatırım mallarının ithalatı hep bunun üstündeydi ve ilk defa bu denge ters oldu. Bu, aslında toplumsal olarak sağlıklı bir gösterge değil."

Enflasyona karşı mücadelede hükümetin petrol fiyatlarındaki artışa tedbir olarak eşel mobil sistemini devreye almasının en önemli adımlarından biri olduğunu kaydeden Avdagiç, Almanya'dan örnek vererek, bu ülkede yakıt fiyatlarının yüzde 70'e kadar arttığını, sonra yüzde 45 mertebesine indiğini belirtti.

Makro kararların yanında günlük problemleri çözecek mikro adımların da hızla atılması gerektiğini vurgulayan Avdagiç, "Bu günlük konuları çok hızlı bir şekilde radara alıp, çözebiliyor olmamız lazım. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı gibi makro kararları, her gün böyle bir paketi açıklayamazsınız. Bunlar çok ara ara açıklanacak şeylerdir. Günlük problemlerimizi giderecek mikro adımları çok hızlı ve seri bir şekilde atabiliyor olmamız lazım. Sayın bakanlarımızla, ilgililerimizle bunu paylaşıyoruz. Ümit ediyoruz ki özellikle üreticilerin, ihracatçıların önündeki bu konular, adım adım maliyeti yükselten, beklentileri karşılanmayan bazı uygulamalar gözden geçirilir ve bu konuda Türkiye'nin rekabetçiliği düzelir ve ihracatımız daha kolay, rahat ve katma değer üretecek bir hale gelir" diye konuştu.

Hazine ve Maliye Bakanlığının "Kaşif" ve "Kurgan" gibi yapay zeka destekli sistemlerle fiili denetime dahi gitmeden birçok konuyu gözlemlediğini ve tespit edilen uyumsuzluklarla ilgili "izaha davet" süreçlerini yürüttüğünü anımsatan Avdagiç, tüm bu faaliyetlerin kayıtlı ekonomiye geçme konusunda önemli adımlar olduğunu anlattı.

Avdagiç, Türkiye'de son iki yılda vergi beyannamesi veren sayısının yaklaşık 2 milyon kişi arttığını belirterek, "Hazine ve Maliye Bakanlığının bütün süreçlerin kayıt içinde yürütülmesi konusunda ortaya koyduğu makro bakış açısını ve bununla ilgili süreçlerini destekliyoruz ama yüksek frekanslı denetimlerin optimize edilmesi konusunda da görüşlerimizi paylaşıyoruz" şeklinde konuştu.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasının, banka ve finans kuruluşları haricinde üretim yapan şirket karlarının son iki yıldır azaldığına işaret ettiğini anlatan Avdagiç, "Tüm üretici şirketlerin kar edebiliyor, katma değer üretebiliyor olması lazım. Çünkü bunu yaptıkları zaman yeni pazarlara ulaşacaklar, yatırımlarını güncelleyecekler, modernize edecekler, ihracatlarını ve istihdamlarını artıracaklar." dedi.

"Doluluk oranlarında yüzde 10-12'lik düşüş gözlemledik"

Türk ekonomisi için döviz getirisi anlamında önem arz eden ve yakın coğrafyada yaşanan gelişmelerden etkilenen turizm sektörüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Avdagiç, İstanbul otellerinin doluluk oranlarında yaklaşık yüzde 10-12'lik bir düşüş gözlemlediklerini belirtti.

Avdagiç, bu düşüşün tüm dünyada yaşandığını, böyle dönemlerde tatil planlarının azaltılmasının, askıya alınmasının veya iptal edilmesinin olağan olduğunu dile getirdi. İstanbul'un turizm anlamında Türkiye'nin birçok şehrine göre çok daha avantajlı olduğunu kaydeden Avdagiç, şehrin yaklaşık 270 bin yatak kapasitesine sahip olduğunu ve 12 ay boyunca canlı kaldığını söyledi.