S&P'den Türk bankaları için uyarı: Aktif kalitesindeki bozulma beklentileri aşabilir

İdil Ertürk
PAYLAŞ
  • Fon krizinin bankacılık sektörüne sıçrayıp sıçramayacağı fonların tasfiye sürecine ve yeni vakaların ortaya çıkıp çıkmayacağına bağlı.
  • Ekonomik toparlanma ve faiz indirimleri gecikirse bankaların aktif kalitesi beklenenden daha fazla bozulabilir, kamu bankalarında bozulmanın daha belirgin olması muhtemel.
  • Fed'den 50 baz puanlık faiz artışı ve doların güçlenmesi beklentisi Türk bankalarının döviz cinsinden dış borçlanma maliyetlerini artırabilir.
  • S&P 2026 yılı için bankaların net kredi risk maliyetini 230–240 baz puan olarak öngörüyor.
S&P'den Türk bankaları için uyarı: Aktif kalitesindeki bozulma beklentileri aşabilir

S&P Global Ratings Finansal Kuruluşlar Direktörü & Baş Analisti Regina Argenio, CNBC-e'ye verdiği röportajda Türk bankacılık sektörünün mevcut risklerini ve 2027 yılı görünümünü değerlendirdi. Argenio, faiz indirimlerinin fonlama maliyetlerini düşürerek banka karlılığını destekleyebileceğini ancak dezenflasyon sürecindeki gecikmelerin ve reel sektörün zayıflayan finansal dayanıklılığının aktif kalitesi üzerindeki baskıyı artırabileceğini belirtti.

“Fon krizinde yeni vakalar belirleyici olacak”

CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin Ekle

Türkiye'de yaşanan fon krizinin şu aşamada büyük ölçüde kontrol altına alındığını belirten Argenio, bunda iyi bir politika bileşiminin ve bankacılık sektörünün söz konusu fonlara olan risk maruziyetinin görece düşük olmasının etkili olduğunu söyledi.

Fon krizinin bankacılık sektörüne sıçrama ihtimalinin fonların tasfiye sürecinin ne kadar sorunsuz tamamlanacağına bağlı olduğunu vurgulayan Argenio, yeni vakaların ortaya çıkıp çıkmayacağının belirleyici olacağını ifade etti. Bankacılık sektörüne sağlanan likidite sayesinde mevcut durumda koşulların kontrol altında göründüğünü sözlerine ekledi.

"Zira meselenin münferit kalması farklı bir durum. Fakat yeni aksaklıklar baş gösterirse o zaman bambaşka bir senaryoyu konuşuruz."

“Faiz indirimleri karlılığı 2027 boyunca destekleyebilir”

Faiz indirimlerinin bankacılık sektörüne yarayacağını belirten Argenio, karlılığa yansıyan ilk etkinin mevduat maliyetlerinin gerilemesiyle ortaya çıkacağını söyledi. Kredi büyüme sınırlarının bu etkiyi engellemediğini vurguladı.

Bankaların zaman içinde daha düşük faiz oranlarıyla kredi vermeye başlayacağını belirten Argenio, bunun net faiz marjlarındaki avantajı azaltacağını ancak faiz indirimlerinin devam etmesiyle olumlu etkinin 2027 boyunca hissedilmesini beklediklerini ifade etti.

Faizlerdeki düşüşün tahvil portföylerinin değerini ve bankaların sermaye yeterliliğini destekleyeceğini belirten Argenio, enflasyon geriledikçe TÜFE'ye endeksli tahvillerin karlılığa katkısının azalacağını ancak bu kaybın artan kredi talebi ve kredi portföyünden sağlanacak getirilerle telafi edilebileceğini söyledi.

S&P'den 230–240 baz puanlık kredi risk maliyeti beklentisi

Argenio, kredi risk maliyetlerinin 2026 yılında bankaların karlılığını önemli ölçüde zorladığını belirterek bu yıl için net 230–240 baz puanlık risk maliyeti beklediklerini açıkladı.

Dezenflasyon programının öngörüldüğü şekilde ilerlemesi, ekonomik büyümenin toparlanması ve jeopolitik risklerin sınırlı kalması durumunda 2027’de kredi risk maliyetinde iyileşme bekleniyor.

“Reel sektörün finansal tamponları giderek eriyor”

Enflasyonun beklenenden daha yavaş gerilemesinin bankacılık sektörü açısından ciddi riskler oluşturacağını belirten Argenio, yüksek fonlama maliyetlerinin faiz marjlarını yeniden baskı altına alabileceğini söyledi.

Ücret ve komisyon gelirlerinin bu baskıya karşı görece dirençli kalabileceğini ifade eden Argenio’ya göre asıl riskin reel sektörün finansal dayanıklılığındaki zayıflama.

"Ancak reel sektör çok sayıda kriz atlattı. Ve finansal tamponları giderek eriyor."

Sıkı finansman şartlarının, artan üretim maliyetlerinin ve hanehalkının servet kaybının bu tamponları daha da aşındırdığını belirten Argenio, sürecin uzamasının bankaların karlılığını olumsuz etkileyecek aktif kalitesi sorunlarını beraberinde getirebileceği uyarısında bulundu.

Enflasyondaki düşüşün en olumlu etkilerinden birinin döviz kurunun istikrara kavuşması olacağının altını çizen Argenio; bunun bankacılık sektörüne duyulan güveni artırabileceğini, daha sağlıklı büyümeyi destekleyebileceğini ve aktif kalitesine yönelik riskleri hafifletebileceğini söyledi.

“Aktif kalitesindeki bozulma beklentileri aşabilir”

Argenio, “Ekonominin toparlanacağı, enflasyonun düşeceği ve faiz indirimlerinin ekonomik canlanmayı destekleyeceği varsayımlarında aksamalar yaşanırsa aktif kalitesinin beklediğimizden daha fazla bozulması kuvvetle muhtemel" dedi.

Kredi yapılandırmalarının aktif kalitesindeki bozulmayı kısmen perdeleyebileceğine yönelik endişelere de değinen Argenio, yapılandırma programlarının kısa vadede kredileri ödenebilir kılarak borçlulara nefes aldırdığını ancak uzun vadede borç yükünün varlığını koruduğunu söyledi.

Argenio, yapılandırma sürecinin uzaması halinde zaten büyümekte olan borç yükünün üzerine yeni yükler binebileceği uyarısında bulundu.

“Bankacılık düzenlemelerinde ilerleme var ancak kalıcılık henüz sınanmadı”

Türk bankalarının kredi notlarının yükselmesinde Türkiye'nin ülke kredi notunun önemli rol oynadığını belirten Argenio, ülke kredi notunun bankaların maruz kaldığı ekonomik riski doğrudan yansıttığını söyledi. S&P hem ekonomik risk hem de sektörel risk eğilimlerinin durağan kalmasını bekliyor.

Ekonomik risk açısından olumlu senaryonun ekonominin dengelenmesiyle birlikte başarılı bir dezenflasyon sürecinin yürütülmesi olduğunu ifade eden Argenio, aktif kalitesinde öngörülenden daha derin sorunların ortaya çıkmasının ise risk oluşturacağını söyledi.

Olası krizleri ve aksaklıkları önleyebilecek kurumsal bir çerçevenin önemine dikkat çeken Argenio, "Regülasyon alanında mesafe kat edildiği kesin. Ancak bize göre bu kazanımların kalıcılığı henüz tam anlamıyla test edilmiş değil" dedi.

S&P'den Türk bankaları için uyarı: Aktif kalitesindeki bozulma beklentileri aşabilir - Resim : 1

“Türk bankalarının döviz cinsi dış borçlanma maliyetleri artabilir”

Türkiye'deki faiz indirimlerinin bankaların faiz marjlarını destekleyeceğini ancak gelişmiş ülke merkez bankalarının, özellikle Fed'in para politikasını sıkılaştırmasının bu kazanımların aleyhine işleyebileceğini belirten Argenio, doların güçlenmesini beklediklerini söyledi.

"Doların güç kazanmasını bekliyoruz. Bu da döviz cinsinden dış borçlanma maliyetinin artacağı anlamına geliyor."

Türk bankalarının faiz marjlarında bir miktar toparlanma beklediklerini belirten Argenio, bunun boyutunun yurt dışından çevrilmesi gereken borç miktarı, Türkiye'deki faiz indirimlerinin büyüklüğü ve dış borçlanma maliyetlerinin seyrine bağlı olacağını ifade etti.

Fed faizlerinde 50 baz puanlık artış beklediklerini açıklayan Argenio, Türkiye'nin risk priminin nasıl bir seyir izleyeceğinin de belirleyici olacağını söyledi.

“Aktif kalitesi sorunları kamu bankalarında daha belirgin olabilir”

Kamu bankalarının geçmişte agresif bir kredi politikası izlediğini belirten Argenio, bu bankaların son dönemde denge arayışına girerek kredi büyümesinde frene bastığını söyledi.

Kamu bankalarının ekonomiye kredi aktarımı konusunda özel bankalara kıyasla daha esnek davranabildiğini ifade eden Argenio, bunun zaman zaman sıkı kredi tahsis standartlarından taviz verilmesi pahasına gerçekleşebildiğini belirtti.

Argenio, "Dolayısıyla diğer bankalara kıyasla kamu bankalarında aktif kalitesi sorunlarının daha belirgin hale geldiğini görebiliriz" dedi.

KOBİ kredileri ve teminatsız krediler gibi riskli alanlara maruziyetin kamu bankalarında daha yüksek olduğunu vurgulayan Argenio, aktif kalitesindeki olası ayrışmanın kredi tahsis standartları ile kredi portföylerinin yapısından kaynaklanabileceğini söyledi.

S&P'nin raporunda da kamu bankalarının kredi büyümesinin sektör ortalamasının altında kaldığı, buna karşın özel bankalara kıyasla daha kolay finansman koşulları sunmaya devam etmelerinin beklendiği belirtiliyor.

2027'de karlılığa ılımlı destek bekleniyor

Argenio, S&P'nin temel senaryosunun bankacılık sektörünün 2026 yılında karlılık üzerindeki baskılarla baş ederek yoluna devam etmesi, 2027 yılında ise ılımlı bir destek görmesi yönünde olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte yurt içinden veya yurt dışından kaynaklanabilecek yeni şokların bankacılık sektörünü temel senaryodan uzaklaştırabileceği uyarısında bulundu.