Louis Vuitton’un sahibi şirket Asya'daki Duty Free mağazalarını rakibine sattı

PAYLAŞ
  • Louis Vuitton, Dior ve Tiffany & Co. gibi yüzlerce lüks markanın sahibi olan LVMH, Hong Kong ve Makao havalimanlarındaki Duty Free mağazalarını, bölgedeki en büyük rakibi ve Çin devletinin kontrolündeki China Tourism Group Duty Free’ye sattı.
  • Nakit olarak gerçekleşen satışta bedel açıklanmazken, LVMH ve mağazaların kurucu ortakları Miller ailesinin CTG Duty Free’nin sermayesine de ortak olması, işlemin yalnızca bir satış değil, Çin pazarı odaklı stratejik bir işbirliği olduğuna işaret etti.
Louis Vuitton’un sahibi şirket Asya'daki Duty Free mağazalarını rakibine sattı

Dünyanın en büyük lüks tüketim gruplarından LVMH, Hong Kong ve Makao’daki gümrüksüz satış mağazalarını elden çıkardı. Şirket, söz konusu mağazaları bölgedeki en büyük rakibi olan China Tourism Group Duty Free’ye sattı. İşlemin nakit olarak tamamlandığı belirtilirken, satış tutarına ilişkin kamuoyuna bir rakam açıklanmadı.

Louis Vuitton, Dior, Fendi gibi moda markalarından Tiffany & Co. ve Bulgari gibi mücevher devlerine, Hennessy, Moet & Chandon ve Dom Perignon gibi içki markalarından Sephora ve Fenty Beauty gibi kozmetik markalarına kadar geniş bir portföye sahip olan, Bernard Arnault’un kontrolündeki LVMH, bu satışla birlikte Asya’daki havalimanı perakendeciliği faaliyetlerinde önemli bir varlığı devretmiş oldu.

Çin’le stratejik işbirliği vurgusu

Anlaşma yalnızca bir varlık satışıyla sınırlı kalmadı. LVMH ile Duty Free mağazalarının kurucu ailesi Miller’ların, Hong Kong Borsası’nda işlem gören CTG Duty Free’nin sermayesine de ortak olacağı bildirildi. Bu adım, taraflar arasındaki işlemin uzun vadeli stratejik bir işbirliği niteliği taşıdığına işaret ediyor.

CTG’nin küresel ağı

Şanghay ve Hong Kong borsalarında işlem gören CTG Duty Free, 100’den fazla şehirde yaklaşık 200 gümrüksüz satış mağazası işletiyor. Şirket, sahip olduğu geniş mağaza ağı ve yüksek satış hacmiyle küresel duty free pazarının en güçlü oyuncuları arasında yer alıyor.

Satış, Çinli tüketicilerin ve Asya-Pasifik bölgesinin küresel lüks perakendeciliğindeki ağırlığının arttığı bir dönemde gerçekleşmesi nedeniyle sektörde yakından izleniyor.