Trump Davos sahnesinde: Grönland için aşırı güç kullanmak istemiyoruz, Avrupa doğru yönde ilerlemiyor

PAYLAŞ
  • Geçen sene başkanlık seçimleri dolayısıyla Davos'taki zirveye video-konferans yoluyla katılan Trump, konuşmasını tamamladı.
  • Trump, "Avrupa’yı seviyorum ve başarılı olmasını istiyorum. Ancak doğru yönde ilerlemediğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
  • “Venezuela 20 yıl önce harika bir ülkeydi, şimdi ise sorunları var ama biz onlara yardım ediyoruz” diyen Trump, Venezuela’nın önümüzdeki dönemde güçlü bir performans sergileyeceğini iddia etti.
  • Trump, “ABD'nin tek istediği Grönland adlı bir yer. Grönland’da seçim hakkı var. Evet ya da hayır diyebilirsiniz ve biz bunu unutmayacağız. ABD, Grönland’ı ele geçirmek için aşırı güç kullanmak istemiyor" dedi.
  • Trump konuşmasında ilaç fiyatları nedeniyle Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u ek gümrük tarifeleriyle tehdit ettiğini söyledi.
  • ABD Başkanı öte yandan ABD’nin gümrük tarifeleri yoluyla ülkeleri “yok etmeyi” hedeflemediğini belirtti.
  • Trump, Powell'ı es geçmedi, "Çok berbat bir başkanımız var. Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni Fed başkanını açıklayacağım" dedi.
Trump Davos sahnesinde: Grönland için aşırı güç kullanmak istemiyoruz, Avrupa doğru yönde ilerlemiyor

ABD Başkanı Donald Trump, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum-WEF) kapsamında konuşmak üzere sahneye çıktı.

Başta Grönland krizi olmak üzere, gümrük tarifeleri ve jeopolitik risklere ilişkin konuşması beklenen Trump'ın açıklamalarından satır başları haberimizde..

Danimarka’ya sert sözler: “Grönland’ı geri vermek hataydı”

"ABD'nin tek istediği Grönland adlı bir yer. Grönland’da seçim hakkı var. Evet ya da hayır diyebilirsiniz ve biz bunu unutmayacağız. ABD, Grönland’ı ele geçirmek için aşırı güç kullanmak istemiyor" diyen Trump, Grönland’ın neredeyse tamamen yerleşimsiz ve savunmasız bir bölge olduğunu vurgulayarak, ABD ile Avrupa arasındaki stratejik konumu nedeniyle kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Bu nedenle Grönland’ın yalnızca bölgesel değil, küresel güvenlik dengeleri açısından da merkezi bir rol oynadığını savundu:

"Danimarka bunu biliyor. Grönland’da Danimarka için üsler kurduk. Danimarka için savaştık. Başka kimse için değil, Danimarka’yı kurtarmak için savaştık. Büyük, güzel bir buz parçası. Ona kara parçası demek zor. Bizim büyük buz parçamız. Grönland’ı kurtardık ve düşmanlarımızın bizim yarımkürede bir dayanak noktası elde etmesini başarıyla engelledik. Bunu aynı zamanda kendimiz için de yaptık.

Sonrasında savaşı kazandık; hem de büyük bir zafer kazandık. Biz olmasaydık, bugün hepiniz Almanca ve belki biraz da Japonca konuşuyor olurdunuz. Savaştan sonra Grönland’ı Danimarka’ya geri verdik. Bunu yapmak ne kadar aptalcaydı? Ama yaptık, geri verdik. Peki bugün ne kadar nankörler?

Şimdi ülkemiz ve dünya; füzeler, nükleer silahlar ve hakkında konuşamayacağım türden savaş teknolojileri nedeniyle tarihte hiç olmadığı kadar büyük risklerle karşı karşıya. İki hafta önce, daha önce kimsenin duymadığı silahları gördüler. Bize tek bir atış bile yapamadılar. “Ne oldu?” dediler. Her şey tamamen karışmıştı. “Hedefe aldık” dediler, tetiğe bastılar ama hiçbir şey olmadı. Hiçbir hava savunma füzesi fırlamadı. Sadece biri yaklaşık 30 fit yükseldi ve onu ateşleyenlerin hemen yanına düştü. “Ne oluyor?” dediler.

Bu savunma sistemleri Rusya ve Çin tarafından üretilmişti. Görünen o ki yeniden tasarım masasına dönecekler.

Grönland, neredeyse tamamen ıssız ve gelişmemiş, savunmasız durumda olan; Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa arasında kilit bir stratejik konumda bulunan son derece geniş bir bölgedir."

Trump, ilaç fiyatları nedeniyle Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u ek gümrük tarifeleriyle tehdit ettiğini söyledi.

"Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni Fed başkanını açıklayacağım"

Trump, konuşmasının bir bölümünde sık sık eleştirdiği ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell'ı es geçmedi.

“Çok uzak olmayan bir gelecekte yeni Fed başkanını açıklayacağım” diyen Trump, mevcut başkan Jerome Powell için sert ifadeler kullandı.

“Şu anda berbat bir başkanımız var, Jerome ‘Too Late’ Powell” diyen Trump, “O her zaman çok geç kalıyor” ifadelerini kullandı.

"Venezuela önümüzdeki altı ayda son 20 yıldan daha fazla kazanacak"

Trump, Venezuela’da petrol üretiminde hızlı bir artış yaşanacağını öne sürerek, ülkenin önümüzdeki altı ayda son 20 yılda kazandığından daha fazla gelir elde edeceğini söyledi.

Trump, açıklamalarında hükümetinin Venezuela’da Nicolas Maduro’yu yakalamasına da atıfta bulunarak, ABD’nin müdahalesi sayesinde ülkenin kısa sürede ekonomik bir canlanma yaşayacağını savundu.

“20 yıl önce harika bir ülkeydi, şimdi ise sorunları var ama biz onlara yardım ediyoruz” diyen Trump, Venezuela’nın önümüzdeki dönemde güçlü bir performans sergileyeceğini iddia etti.

Trump ayrıca, yeni Venezüella liderlerinin, “saldırı sona erdiğinde” ABD ile işbirliğine yöneldiğini belirterek, “ABD ile çalışmaya başladılar ve ‘Anlaşma yapalım’ dediler” ifadelerini kullandı.

"Vergi yoluyla ülkeleri yok etmeyi hedeflemiyoruz, ancak biz olmasaydık.."

ABD Başkanı, ABD’nin gümrük tarifeleri yoluyla ülkeleri “yok etmeyi” hedeflemediğini söyledi.

Ev sahibi ülke olan İsviçre ile ilişkilerine değinen Donald Trump, “İsviçre’ye yüzde 30 gümrük tarifesi koyduk ve ortalık karıştı” diyerek bu tarifeyi düşürdüğünü, çünkü İsviçre’ye “zarar vermek istemediğini” belirtti.

Trump, İsviçre’nin, ABD sayesinde “büyük kazançlar elde eden” birçok ülkeden sadece biri olduğunu savunarak, ABD’nin “tüm dünyayı ayakta tuttuğunu” ileri sürdü.

“Oldukça adil davrandım. Onlara bir tarife koydum ve sorun olmadı” diyen Trump, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama şunu fark ettim ki biz olmazsak, bu artık İsviçre olmaz. Biz olmazsak, burada temsil edilen ülkelerin hiçbiri bugünkü haliyle var olamaz.”

Trump, ABD’nin ülkelerle çalışmak istediğini vurgulayarak, “Biz ülkeleri yok etmek istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu ekonomik mucizeyi nasıl başardığımızı anlatacağım”

ABD Başkanı Trump günlerdir beklenen konuşmasında şunları kaydetti:

"Biden yönetimi döneminde Amerika, düşük büyüme ve yüksek enflasyon anlamına gelen stagflasyon kabusuyla karşı karşıyaydı. Bu tablo, sefaletin, başarısızlığın ve gerilemenin reçetesiydi. Ancak politikalarımın hayata geçirilmesinden sadece bir yıl sonra bunun tam tersini görüyoruz. Neredeyse hiç enflasyon yok ve olağanüstü yüksek bir ekonomik büyüme var. Bu büyümeyi çok yakında herkes görecek.

Ülkemiz daha önce böyle bir tabloyla hiç karşılaşmadı; belki de hiçbir ülke böyle bir şey yaşamadı. Son üç ayda çekirdek enflasyon yalnızca yüzde 1,6 oldu. Dördüncü çeyrek büyümesinin ise yüzde 5,4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu oran, benim ve birkaç kişi dışında neredeyse kimsenin öngörmediği kadar yüksek.

Seçimlerden bu yana borsa 52 kez tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Yani sadece bir yılda 52 rekor kırıldı. Bu yükseliş, emeklilik hesaplarına, 401K’lara ve insanların birikimlerine yaklaşık 9 trilyon dolarlık değer ekledi. İnsanlar çok iyi durumda ve benden memnunlar.

Göreve başladığımdan bu yana 1,2 milyondan fazla insanı gıda yardımı programlarından çıkardık. Biden’ın dört yıllık görev süresinde ülkemize kazandırılan yeni yatırım ise 1 trilyon doların altındaydı. Düşünün, 1 trilyon dolar bile değil.

Bu ekonomik mucizeyi nasıl başardığımızı, vatandaşlarımızın yaşam standartlarını daha önce hiç görülmemiş seviyelere nasıl yükseltmeyi planladığımızı ve belki de sizlerin ve geldiğiniz ülkelerin, bizim yaptıklarımızı izleyerek nasıl çok daha iyi bir noktaya gelebileceğini anlatacağım. Çünkü Avrupa’nın bazı bölgeleri artık açıkçası tanınmaz halde. Gerçekten tanınmaz halde. Bunun üzerine tartışabiliriz ama aslında tartışılacak bir durum yok. Farklı ülkelerden gelen arkadaşlarım var; kimseyi rencide etmek istemem ama bana ‘artık tanıyamıyorum’ diyorlar. Üstelik bunu olumlu bir anlamda değil, son derece olumsuz bir şekilde söylüyorlar.

“Avrupa doğru yönde ilerlemiyor"

Avrupa’yı seviyorum ve Avrupa’nın başarılı olmasını istiyorum. Ancak doğru yönde ilerlemediğini düşünüyorum. Son yıllarda Washington’da ve Avrupa başkentlerinde, modern bir Batı ekonomisini büyütmenin tek yolunun sürekli artan kamu harcamaları, kontrolsüz kitlesel göç ve bitmeyen yabancı ithalat olduğu yönünde bir anlayış yerleşti.

Bu anlayışa göre, sözde ‘kirli işler’ ve ağır sanayi başka ülkelere gönderilmeli, uygun fiyatlı enerji ‘Yeşil Yeni Düzen’ politikalarıyla ikame edilmeli ve ülkeler, çok uzak coğrafyalardan tamamen farklı nüfuslar ithal edilerek ayakta tutulmalıydı.

“Dünya tarihinin en büyük ticaret açığı vardı”

Dünya tarihinin en büyük ticaret açığı olan şişmiş ticaret açığımız, her yıl 1 trilyon dolardan fazla kayba yol açıyordu ve bu para tamamen boşa gidiyordu. Ancak yalnızca bir yıl içinde, aylık ticaret açığını yüzde 77 gibi çarpıcı bir oranla düşürdüm. Üstelik bunu enflasyon yaratmadan başardım; oysa herkes bunun imkânsız olduğunu söylüyordu.

Aslında bunu doğru yaptığımı düşünen birkaç zeki insan vardı. Ben zaten doğru olanı yaptığımı düşünüyordum. Şimdi ise herkes doğru olanı yaptığımı kabul ediyor, çünkü rakamlara inanmakta zorlanıyorlar.

Amerikan ihracatı şu anda 150 milyar doların üzerinde artmış durumda. Yurt içi çelik üretimi aylık 300 bin ton yükseldi ve önümüzdeki dört ay içinde iki katına çıkması bekleniyor. Bu artış ikiye, üçe katlanıyor; ülkenin dört bir yanında yeni çelik fabrikaları inşa ediliyor. Kimse böyle bir tabloyu göreceğini düşünmüyordu.

Fabrika inşaatları yüzde 41 arttı. Bu oran daha da hızlanacak, çünkü şu anda izin süreçleri yürütülüyor ve biz bu onayları çok hızlı şekilde verdik.

Bu süreçte, ABD ticaretinin yaklaşık yüzde 40’ını kapsayan ortaklarla tarihi ticaret anlaşmaları yaptık. Dünyanın en büyük şirketleri ve ülkeleriyle. Ortaklarımız arasında Avrupa ülkeleri, Japonya ve Güney Kore de var. Özellikle petrol ve doğal gaz alanında bizimle büyük anlaşmalara imza attılar.

Bu anlaşmalar büyümeyi artırıyor ve sadece ABD’de değil, anlaşma yapan hemen her ülkede borsaların yükselmesine yol açıyor. Çünkü artık bilindiği gibi, Amerika Birleşik Devletleri yükseldiğinde, diğerleri de onu takip eder. Bu neredeyse temel bir kural haline geldi.

Amerika’da ayrıca, fiyatları yükselten ve işleri ile fabrikaları dünyanın en büyük kirleticilerine gönderen, ülkeye zarar veren enerji politikalarını durdurdum. Biden yönetimi döneminde bu ülkeler gerçekten de en büyük kirleticiler haline gelmişti.”