Martin Wolf'tan Acemoğlu'nun “işçi sınıfı liberalizmi” yaklaşımına itiraz
- Financial Times Ekonomi Başyazarı Martin Wolf, CNBC-e’ye yaptığı değerlendirmede Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu’nun liberal demokrasinin geleceğini ele alan yeni kitabını değerlendirdi. Wolf, Acemoğlu’nun “işçi sınıfı liberalizmi” yaklaşımı yerine “kapsayıcı liberalizm” ifadesini tercih ettiğini belirtti.
CNBC-e Londra Temsilcisi Berfu Güven'in sorularını yanıtlayan Financial Times Ekonomi Başyazarı Martin Wolf, Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu'nun liberal demokrasinin geleceğini ele alan yeni kitabına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Acemoğlu'nun kitabında "işçi sınıfı liberalizmi" yaklaşımını öne çıkardığı daha önce kamuoyuna yansımıştı.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleAcemoğlu'nun çalışmasını "çok önemli, çok akıllıca ve kapsamlı biçimde araştırılmış bir çalışma" olarak nitelendiren Wolf, sadece "işçi sınıfı liberalizmi" ifadesini kendisinin kullanmayacağını söyledi.
Wolf, kendi yaklaşımını "kapsayıcı liberalizm" olarak tanımladı. Özgürlüğün toplumdaki herkes için geçerli olması ve insanların başkalarının tahakkümü altında kalmaması gerektiği konusunda Acemoğlu'yla aynı görüşte olduğunu ifade etti.
Demokrasinin geleceğine ilişkin tartışmanın Türkiye dahil tüm dünyada geçerli olduğunu söyleyen Wolf, ekonomik, medya, sosyal medya ve toplumsal yapıdaki değişimlerin servetin yanı sıra güç dağılımında da eşitsizlikler yarattığını belirtti.
Wolf, dünya genelinde demokratik, liberal ve hukuka dayalı siyasi ve ekonomik sistemlerin korunması konusunda önemli bir mücadele bulunduğunu söyledi.
Wolf, Güven'e açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
"Sanırım ele alınması gereken ilk büyük mesele, her ne biçimde olursa olsun demokrasinin geleceğinin ne olduğudur. Bu, tüm dünyanın karşı karşıya olduğu bir soru; kesinlikle küresel bir mesele. Bu durum gayet açık ve bir o kadar da gerçek; Türkiye için de geçerli bir soru bu. Peki, gelecekte demokrasi ne anlama gelecek? İşleyişini sürdürebilecek mi? Hayati bir öneme sahip olacak mı? İşte yazarın kitabı bu soruları ele alıyor. Bence bu; bekleneceği üzere son derece önemli, zekice kurgulanmış ve iyi araştırılmış bir eser; zira kendisi çok büyük bir düşünür ve çok önemli bir iktisatçı. Bana, yapılması gerekenlere dair görüşlerine katılıp katılmadığımı sormuştunuz; sanırım buna verilecek cevap iki yönlü. 'İşçi sınıfı liberalizmi' kavramını ben olsam kullanmazdım; çünkü bu ifade fazla ayrıştırıcı. Ben olsam, kavramı daha kapsayıcı kılacak bir yaklaşımı tercih ederdim. Ancak ben de —benzer bir konuyu ele aldığım kendi kitabımda da olduğu gibi— bir tür kapsayıcı liberalizmi, yani —onunla hemfikir olduğum üzere— tahakkümden uzak olma (insanların başkalarının tahakkümü altına girmemesi) fikrini de içeren ve toplumdaki herkes için anlamlı olan bir özgürlük anlayışını savunuyorum. Oysa biz oligarşi ve otokrasiye doğru sürükleniyoruz ki bunlar sözünü ettiğim özgürlük anlayışının tam zıttı. Bu noktada onunla tamamen hemfikirim. Ancak beni biraz endişelendiren —belki de sadece kötümser davranıyorumdur— husus şu: Buna direnecek güçler nereden çıkacak? Zira toplumumuzdaki ekonomik değişimlere, sosyal medya ve genel anlamda medya dünyasındaki dönüşümlere ve modern ekonominin yarattığı —sadece servet değil, güç açısından da olağanüstü eşitsizlikler barındıran— toplumsal yapıya baktığımızda, ne yazık ki iyimser olmak epey zorlaşıyor. Onun iyimserliğine ve olayları bu yöne taşıma arzusuna büyük saygı duyuyorum. Yine de şunu kabul etmeliyiz ki; dünya genelinde demokratik, gerçekten demokratik, liberal ve hukukun üstünlüğüne dayalı siyasi ve ekonomik sistemleri ayakta tutmak adına muazzam bir mücadelenin içindeyiz."

