Azimut Portföy'den SPK'ya çağrı: "Yeni bir fon güvence mekanizması kurulmalı"
- Azimut Portföy Üst Yöneticisi Giorgio Medda, SPK’nin sorunlu portföy yönetim şirketleri ve fonlara yönelik adımlarını desteklediklerini söyledi.
- Medda, yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi için şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü risk yönetimine dikkat çekti.
- Medda, yeni bir fon güvence mekanizması kurulması çağrısı yaptı.
Giorgio Medda, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) sorunlu portföy yönetim şirketlerini ve fonlarını tespit ettiğini vurguladı. Medda, Azimut Portföy olarak SPK'nin attığı adımları ve yayımladığı rehberi olumlu karşıladıklarını ve bu iradeyi desteklediklerini söyledi.
CNBCE.COM'u öncelikli haber kaynağınız olarak ekleyin EkleMedda, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Şu anda önemli bir görevle karşı karşıyayız. Finansal hizmetler sektörünün kritik bir alanında güveni yeniden tesis etmeliyiz. Türk halkı, sürdürülebilir bir finansal geleceğin inşasına imkan tanıyan yatırım ve varlık yönetimi hizmetlerine erişimi hak etmektedir. Finansal kurumların niteliği ve sermaye piyasalarının gelişimi bu hedefi destekler niteliktedir. Ancak sistemin bu münferit olaylardan ders çıkararak daha güçlü bir şekilde yeniden şekillenmesini sağlamamız gerekmektedir. Faaliyetlerini dürüstlükle sürdüren portföy yönetim şirketleri de bu süreçten olumsuz etkilenmektedir. Hiçbir kusuru olmayan birçok şirket, müşterileriyle imzaladıkları güvene dayalı yükümlülüklere sadık kalmaya devam etmektedir."
Azimut Portföy'ün Türkiye'nin son 10 yılda kurulan en büyük bağımsız portföy yönetim şirketi olup, uluslararası ölçekte faaliyet gösteren İtalyan Azimut Group'un bir parçası olduğunu kaydeden Medda, 20 ülkede kurumsal yatırımcılara ve 2,5 milyondan fazla bireysel müşteriye hizmet vererek 206 milyar dolarlık varlık yönettiklerini bildirdi.
Medda, Milano Borsasında işlem gördüklerini ve her zaman müşteriler, çalışanlar ve hissedarlar arasındaki mükemmel çıkar uyumu ilkesiyle hareket ettiklerini söyledi.
Azimut Group'un 2012'den bu yana Türkiye'de faaliyet gösterdiğini anımsatan Medda, şunları kaydetti:
"Küresel bir finans kuruluşunun yerel sistemlere ve altyapıya güven duyması için gereken tüm doğru özelliklere sahip bir ülkeye kararlılıkla yatırım yaptık. Çalışmalarımızın ve özverimizin sonuçlarına dair sorumluluğu her zaman paylaştık ve müşterilerimizin finansal hedeflerini kendi hedeflerimiz olarak benimsedik. Grubumuzun küresel deneyimi, kök salmış kurumsal yönetim anlayışı ve sıkı risk kültürü, yatırımcılarımıza sunduğumuz güvencenin temelini oluşturmaktadır. Şimdiye kadar olduğu gibi şeffaflıktan, hesap verebilirlikten ve etik değerlerden taviz vermeden yatırımcılarımıza karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Yönettiğimiz her fonun arkasında güçlü bir kurumsal yapı, disiplinli bir yatırım süreci ve belgelenmiş bir araştırma altyapısı bulunmaktadır."
Emanet edilen paranın riskleri doğru bir şekilde değerlendirilmeli ve yapılan her yatırımın hesabı verilebilir olmalı
Medda, yatırım fonlarının yatırımcıların riski paylaştığı ve yatırım yöneticilerinin emanet edilen parayla işlem yaptığı bir havuz olduğunu vurguladı.
Emanet edilen paranın risklerinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi ve yapılan her yatırımın hesabının verilebilir olması gerektiğini kaydeden Medda, "Azimut Portföy'de, satın aldığımız her menkul kıymet için bir araştırma raporu bulunmaktadır. Bu ilke hem hisse senetleri hem de eurobondlar için aynı şekilde geçerlidir. Bizim için önemli olan ne yapabildiğimiz değil, neyin hesabını verebildiğimizdir." diye konuştu.
Medda, bu tür mekanizmalar çözülse dahi farklı bir biçimde yeniden ortaya çıkabildiğini belirtti.
Bu nedenle çözümün yalnızca düzenlemeyle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Medda, lisanslı profesyonellerin etik değerlere bağlılığının da gözetilmesi gerektiğini söyledi.
Medda, hata yapanların bunun bedelini ödemesi gerektiğini, bilerek ve isteyerek yanlış yapanların ise daha ağır bir bedel ödemesi gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Yaptırımlar idari para cezalarıyla sınırlı kalmamalıdır. Ayrıca bu tür fonlar yatırımcıları getiriye bağımlı hale getirmiştir oysa herkese sürekli farklı bir getiri sunmak, gerçek olmayan bir temele dayanmaktadır. Bu çerçevede taleplerimiz şu şekildedir. Yatırımcı güvenini kalıcı olarak korumak amacıyla, ilk katkısı yasa dışı faaliyet gösterenlerin el konulan varlıklarından, devamında ise tüm portföy yönetim şirketlerinden sağlanacak bir fon güvence mekanizması kurulmalıdır. Mevcut iş kollarının, Avrupa ve ABD'de uygulanana benzer şekilde, müşterilerin servet ve finansal okuryazarlık düzeylerine göre risk seviyelerini tanıyan yeterli kontrol sistemleri üzerine kurulu yatırım uyumluluğuyla faaliyetlerine devam edebilmesini sağlayacak düzenleme uyarlamaları yapılmalıdır. Portföy yönetimi sektöründeki düzenlemelerin, yerleşik bankacılık kurumlarına bağımlılığı teşvik ederek dışlama etkisi yaratmasının önüne geçilmelidir. Devlet ve düzenleyici otorite, kalan fonların güvende olduğunu açık bir şekilde teyit etmelidir. Azimut, Türk finansal sisteminin istikrarına ve sağlamlığına tam güven duymaktadır. Hükümetin ve SPK'nin, ülkenin büyümesi için hayati önem taşıyan bir sektörün güvenilirliğini yeniden tesis etmek üzere doğru önlemleri uygulayacağına inanıyoruz. Bu süreç, etkin sermaye piyasaları ve özel finansal varlıkların etkin dağılımıyla başlamalıdır. Türk sermaye piyasasına ve Türk yatırımcılara olan bağlılığımız tamdır. Bu güveni yeniden tesis etmeye yardımcı olmak üzere düzenleyici otorite ve sektörle birlikte çalışmaya devam edeceğiz."


