J.P. Morgan, CEEMEA kurumsal kredi piyasasında stratejik rota değişikliğine giderek "Beta" riskini azaltma kararı aldı
- JP Morgan Chase’in CEEMEA kurumsal kredi piyasasına ilişkin yarıyıl görünüm raporu yayımlandı.
- Raporda gelişmekte olan piyasalara yönelik değerlendirmeler ve yatırım stratejilerindeki eğilimler ele alınırken, bölge ekonomilerine ilişkin risk unsurlarına da dikkat çekildi.
Dünyanın en büyük yatırım bankası JP Morgan Chase tarafından yayımlanan gelişmekte olan piyasalar (EM) kapsamındaki Orta ve Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (CEEMEA) kurumsal kredi piyasası yarıyıl görünüm raporu, bölgedeki yatırım stratejilerinde köklü bir değişime gidildiğini ortaya koydu.
Kurum analistleri, iki yılı aşkın süredir devam eden yapıcı makroekonomik zemin ve öngörülebilir performansın ardından, CEEMEA kurumsal segmentinin İran Savaşı, yerel siyasi gelişmeler, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve ayrışan değerlemeler nedeniyle tam anlamıyla bir altüst oluş yaşadığını belirtti.
Bu belirsiz ortam karşısında JP Morgan, portföyündeki genel risk oranını (beta) düşürme kararı alırken, bu doğrultuda başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede yüksek getirili kredi notunu düşürerek yerlerine daha düşük betalı yüksek getirili ve yatırım yapılabilir seviyedeki isimleri ekledi.
Türkiye'nin nakiş akışı güçlü şirketler pozitif ayrıştı
Türkiye kurumsal kredi alanı, son dönemde gözlemlenen ve gelecekte de devam etmesi beklenen makroekonomik bozulma nedeniyle "Nötr" seviyesine indirildi.
J.P. Morgan analistleri, bu kararın arkasında İran Savaşı, yerel siyaset, enerji şokundan kaynaklanan enflasyon sıçraması ve kötüleşen cari işlemler dengesi gibi faktörlerin yattığını vurguladı.
Mart ayı itibarıyla Türkiye’nin 12 aylık kümülatif cari açığının yaklaşık 40 milyar dolara ulaştığı ve enerji ithalatının 2025 yılındaki 47,5 milyar dolar seviyesinden bu yıl 66,5 milyar dolara çıkmasının beklendiği ifade edildi.
Ayrıca, piyasa uzmanları yıl sonundan önce bir erken seçim olasılığını dışlamadıklarını bildirirken, seçim öncesi teşviklerin ve yerleşiklerin "ihtiyati dolarizasyon" talebinin yarattığı risklere dikkat çekildi.
Kurumun stratejistleri Türk Lirası konusunda kısa vadede iyimserliklerini korusalar da, cari dengedeki bozulma ve rezervlerin sınırlı olması nedeniyle yapısal pozisyonlarını küçültmüş durumda olduklarını iletti.
Sektörel bazda ise düşük spot elektrik fiyatlarının yenilenebilir enerji şirketlerini, aşırı yağışların çimento sektörünü ve artan enerji maliyetlerinin havacılık sektörünü baskıladığı belirtildi. Bu çerçevede Akbank, Garanti ve Yapı Kredi’nin sermaye benzeri tahvilleri ile Türkiye Varlık Fonu eğrisi nötr seviyeye çekilirken, Akbank 29 Perps, Akbank 35 T2s, Aydem 30s, Çimsa 30s, Limak Yenilenebilir 30s ve Zorlu Enerji 30s gibi birçok yüksek betalı kağıdın notu düşürüldü.
Buna karşın, Mersin Limanı 28s, TAV Havalimanları 28s ve Limak Port 36s gibi nakit akışı güçlü ve defansif yapıdaki kısa vadeli tahviller "Overweight" (Ağırlık Artır) seviyesinde tutulmaya devam ederken, QNB Finansbank 29s ve 31s tahvilleri için de yeni bir olumlu tavsiye başlatıldı.
Körfez'de Suudi Arabistan öne çıktı
Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) bölgesinde ise JP Morgan, hiyerarşiyi tersine çevirerek Suudi Arabistan tahvillerini Birleşik Arap Emirlikleri’ne tercih ettiğini duyurdu.
Raporda Suudi Arabistan ekonomisine, yüksek petrol fiyatlarının sağladığı doğrudan katkı, geniş yerel nüfusun turizm ve tüketimi desteklemesi ve Kızıldeniz üzerinden alternatif ticaret yollarına sahip olmasının, ülkeyi Abu Dabi ve Umman’a kıyasla daha avantajlı bir konuma yerleştirdiği belirtildi.
Buna karşılık, Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’a coğrafi yakınlığı ve Hürmüz Boğazı'na olan yüksek bağımlılığı nedeniyle bölgeye yönelik ek bir risk primi uygulanması gerektiği savunuldu.
Kurum, BBB- notuna sahip olan Umman kamu şirketlerinin (GRE) değerlemelerinin AA/A+ notlu Suudi Arabistan tahvillerinden daha dar marjlarla işlem görmesini rasyonel bulmayarak bu kağıtları "Underweight" (Ağırlık Azalt) seviyesine düşürdü.
Suudi Arabistan’da ise özellikle Aramco’nun uzun vadeli tahvilleri ve Greensaif (GASBCM) tahvilleri, ülke ekonomisindeki iyileşme beklentisiyle "Overweight" seviyesine yükseltildi.
Dubai gayrimenkul sektöründe ise artan arz ve düşen talep nedeniyle genel bir temkinlilik hakim olsa da, Sobha ve Damac gibi belirli şirketlerin yüksek getirili tahvilleri, senior tahvillere alternatif olarak önerildi.
CIS ve CEE “Düşük Beta” avantajıyla ayrışıyor
Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) ve Orta ve Doğu Avrupa (CEE) bölgeleri, yılın geri kalanı için "düşük beta" seçeneği olarak öne çıkarıldı.
Özbekistan ve Kazakistan’ın güçlü makroekonomik momentumu ve reform süreçleri takdir edilirken, özellikle bankacılık sektöründeki seçici fırsatların cazibesini koruduğu ifade edildi.
Ukrayna tarafında ise devam eden savaşın ve sermaye kontrollerine rağmen kurumların yükümlülüklerini yerine getirmedeki direncinin, yüzde 9-14 arası getirilerin cazip bulunmasını sağladığının altı çizildi.
Bu doğrultuda DTEK Energy, Metinvest ve MHP gibi isimler tercih edildi. CEE bölgesinde kamu hizmetleri sektörü (utilities), yüksek enerji fiyatlarından yararlanan defansif yapıları nedeniyle güvenli liman olarak görülürken, özellikle Energo-Pro’nun 2026 yılındaki güçlü EBITDA beklentisi ve Eesti Energia’nın (ESTONE 31s) iyileşen kredi notu görünümünün bu alandaki olumlu duruşu desteklediği aktarıldı.
Romanya’da ise Romgaz tahvillerinin, Avrupa gaz fiyatlarındaki dalgalanmalardan nispeten izole olması nedeniyle tercih edildiği belirtildi.
Afrika kıtasında değerin büyük ölçüde petrol, gübre ve petrokimya gibi emtia odaklı sektörlerde yoğunlaştığı vurgulandı. Petrol fiyatlarının 2026 ve 2027 yıllarında varil başına 70-75 dolar seviyesinin üzerinde kalacağı öngörüsüyle DNO, Kosmos Energy ve Tullow Oil gibi üreticilerin borçlarını çevirme kapasitelerine güven duyulduğu vurgulandı.
Faslı gübre devi OCP’nin hammadde tedarik zinciri yönetimindeki esnekliği ve Güney Afrikalı Sasol’un yüksek kimyasal fiyatları sayesinde borç yükünü azaltma hedefi olumlu değerlendirildi.
Emtia dışı alanda ise para birimi istikrarından faydalanan telekomünikasyon şirketi Africell’in güçlü EBITDA büyümesi ve Güney Afrikalı elektrik şirketi Eskom’un (non-guaranteed) operasyonel performansındaki dramatik iyileşme dikkat çekici bulundu.
Kurum, Eskom’un net borçluluğunun GSYH’ye oranının (leverage) 2023’teki 10 kat seviyesinden 2,8 kata kadar gerilediğini not etti.


